|
|
|
Hrant Dink 19 Ocak’ta öldürüldü. Neredeyse iki yıldır bir süredir adaletin tecelli etmesini bekliyoruz.
Öfkemiz her gün artıyor, umudumuz ise azalıyor.
Ama izlemeye devam ediyoruz. Bu davanın peşini bırakmıyoruz.
Bizi duymayanlara inat, aklımızdakini, kalbimizdekini yazıyoruz.
Siz de yazın!
|
| 2 Mart 2010 |
|
Ozluyoruz.... |
| Armanuch Lea Sonar ( paris ) |
| 8 Şubat 2010 |
|
YOLCULUK NEREYE
DOĞUM SANCISI ÇEKEN KAÇ AYDIN VAR Kİ,
BU MEMLEKETTE
DİPSİZ KUYULARDAN KÜFREDEN KAÇ ADAM VAR Kİ,
SEFALETE
BİR SENDİN
YOLCULUK NEREYE EY GÜZEL İNSAN
SÖYLENECEK DAHA SÖZLERİN VARDI
YOLCULUK NEREYE EY GÜZEL İNSAN
ANLATACAK DAHA DÜŞLERİN KALDI
KAÇ VATAN SEVİLDİ YÜREĞİN KADAR,
GÜVERCİN GİBİ
KAÇ SEVDA BÜYÜDÜ ÖZLEMİN KADAR,
KIZIL NAR GİBİ
BİR SENDİN
YOLCULUK NEREYE EY GÜZEL İNSAN
SÖYLENECEK DAHA SÖZLERİN VARDI
YOLCULUK NEREYE EY GÜZEL İNSAN
ANLATACAK DAHA DÜŞLERİN KALDI…
|
| zeynal aba ( maraş ) |
| 7 Şubat 2010 |
|
Çocuklar ölmemelidir! – (16)/
Her Cuma hüzünlenir kalbim/
Seni hatırlarım, boylu boyunca kaldırımda/
Yirmi altı gazeteci-yazar, böyle süikaste uğradı!/
Yok edildi nice aydınlar,/
Sözüm ona vatan kurtarmak için./
Öldürdü çocuklar çocukları../
|
| ohannes ( Fransa ) |
| 7 Şubat 2010 |
|
Hrant ın vurulduğunun ertesi gün kaleme aldığım acizane şiirim antoloji.com da yayınlandı paylaşım
için,unutulmasınlar diye bu sayfayada yazacağım,yorumlarınız için teşekkürler.
Güvercin Tedirginliğindeki Yüreklere
''iki damla yaş birikti gözüme,
Yüreğimde büyük acı hrant dink''
Şimdi...
Güvercin tedirginliğindedir yüreğim.
Yüzbinlerce açan gelincik tarlasında,
Boynu bükük bir laleyi koruyamamanın,
Kucaklayamamanın tedirginliği
Sarmıştır bilcümle bedenimi...
Korkusuz uçan yavru bir serçeyi,
Pençesinden alamamanın,
Atmacanın,
Buruk bir suçluluğu.....
Şimdi..
Akbabaların uçuştuğu zamandır,
Kurt puslu havayı severmiş her daim,
Kimler hüküm vermiştir katline
Kimler yazmıştır fermanı bilinmez,
Bilinmez kaçıncı senfonisidir bu senaryonun...
Kaçıncı melodisi..
Kaçıncı armonisi...
Ama;
Güvercinlerde vurulmuş,
Kanatlarda kırılmıştır bu topraklarda.
Uçurtmalar vurulmuştur yaşama inat,
Saksıda çiçekler koparılmıştır
Umutlar yeşermesin diye.
Sivasta canlar yakılmıştır har ateşlerde
Fırtınaların ortasında kalmıştır bedenin...
Hangi yürek yangınında anlattın...
Hangi kör duvarlara bağırdında
Duyuramadın sesini....
Güvercin tedirginliğindeki yüreğin...
Kaç kez yorgun düştü mahkeme salonlarında,
Hangi aydın yürekli,aydın bozuntularının
Protöstolarına.......
Hangi sansar gülüşlülerin ispiyonlarına uğradın...
Şimdi...
Timsah gözyaşlarıdır ardındaki,
Ferman büyük yerdendir...
Ama;
Barışı savunmak...
Kardeşliği savunmak...
Kardeşçe birarada yaşamı savunmak bizimdir.
''iki damla yaş birikti gözüme,
Yüreğimde büyük acı hrant dink''
Mustafa Avcu
|
| Mustafa ( Mersin ) |
| 6 Şubat 2010 |
|
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin,— demeğe de dilim varmıyor ama —kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Daha ne diyebiliriz ki artik...Ulkem insani adaleti sadece kendi cani yandimi aradi hep,susutu susutu....Adalet yok o ulkede YOOKK |
| Armanuch Lea Sonar ( Paris ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
öyle bir ülkede yaşıyorum ki gün aydınlandığında,sabah ışığında maskesini takar, içinde barındırdığı tüm kötülükleri acımasızlığıyla vurur insanın yüzüne, gece vakti gelince karanlığıyla sanki bütün o kötülüklere o sahip değilmişcesine bakar durur.. bir ay ışığında...
karanlık; örter, gizler,saklar,gözboyar...
aklını alır,gören gözleri görmez kılar..öyle bir karanlık ki bu ;her sabah bugünde uyanabildiğime şükrettiğim, öyle bir karanlık ki insanoğlunun kendisine yaptığını, çektirdiği acıları yeryüzünde hayvanın hayvana bile yapmadığı, öyle bir karanlık ki bu bilinci yokeden, uyanışı katladen,özgürlüğü tutsak eden,yaşama son veren,can alan can yakan..öyle bir karanlık ki bir insanı, bir eşi, bir babayı,bir oğlu, bir dünya insanını, bir sesi, bir kalbi, bir kalemi kırmayı cesaret eden..Hrant Dink ve onlarca akıl almaz bir bilinçle örtülmüş cinayetlere sahip karanlığın ülkesinde aydınlık arıyorum, adalet arıyorum,kaybolan, unutulmuş, yeminler ettikleri sonra unuttukları adaleti, insani değerleri yitiren canlıların halkın gözü önünde yargılanmasını, bir nebze olsun vicdanın adalet ile yıkanmasını, bunu göremesem bile bu yola gidişin başlangıcını arıyorum.öyle bir uyanış ki aradığım, öyle bir ses ki şu ölü toprağı serilmiş bilinçlerin yeniden uyanışı, yeniden ayaklanışı.zaman yada hayat sadece kendi soluğunu yaşamakla geçmiyor,geçmemeli.gün gelir karanlığın ülkesinde karanlıkların, hüküm sürdüğü bilinç yok olduğunda sabah uyandığıma bu kez gerçekten, inanarak yaşayabilirm..aydınların, aydınlıkların söndürüldüğü ülkemde yaşamak hiç kolay değil, nefes alabilmek bile imkansız.ateşten top misali, her yanı yakıyor, her yanı acıtıyor...
bu dava süreci açıklanmamış, üzeri kapanmış onlarca dosya ve onlarca isimlerle geçti..ülke bu süreçte ne kadar aydınlatılabildi? yada bu birileri tarafından ne kadarı istendi? ne kadarı için çalışıldı? hayat bize bazen tüm soruların cevaplarını bulurken bunları söylemek, söyleyebilmek özgürce neden bu kadar zor oluyor? nasıl bir zihniyet, nasıl bir baskı altında yaşanıyor? nasıl bir insani değer mevkiiyi, rütbeyi üst tutulabiliyor? nasıl bir hırs nasıl bir vicdan bir insanın ölümüne seyirci kalabiliyor?
bilinç, uyanış öyle bir ayaklanmalı ki hrant için, adalet için, kuma gömülen kafalar çıkmalı.. yaşamak adına, insanlık adına, hak adına , özgürlük adına sesleriyle bu karanlığın içindeki sesi bastırmalı.aydınlarımızı katleden zihniyeti kendi karanlığına hapsetmeli,özgürce yaşamak adına ve bu özgürlük için beyaz kağıtlara kalemi düşen insanlarımız adına biraz olsun kardeşim, eşim, yoldaşım, insanım demek adına...
fikirlere kurşun işlemez,bedenleri yok edip düşüncelere silah sıkamazsınız ..ey insanım diye bu havayı soluyan zihniyet ben değil belki ama çocuklarım görür sizden arınmış, zihniyetinizin yol olduğu dünyayı..karanlığın içinden çıkıp aydınlık yaratıp o dünyada yaşayan çocuklar büyüyecek,o çocuklar, o güzel çocuklar öğretecek size..sevgiyi, kardeşliği,hoşgörüyü, saygıyı,eşitliği, adaleti..bir umudumuz var henüz doğmamış çocuklarımız.geçmişin gölgesinde, şimdinin telaşında, geleceğin kaygısından yaşamaktan kurtulup sizi tarihe gömecek bilinçler, beyinler, düşünceler yetiştiricem.yeşerecek bu topraklar,kimseye kalmayan dünya sizede kalmayacak.bir avuç toprağın altına girdiğinizde henüz doğmamış çocuklar yaşamak adına, insanlık adına neler yaptıklarınızı sorduğunda tarih sizi bütün içinde barındırdığınız kötülükler ile hatırlayacak.kaybeden hep siz, kazanan hep insanlık olacak, öyle bir insanlık ki bu insani değerlerini herşeyden üst tutan.parayı, hırsı, mevkiiyi önceliklerinde barındırmayan.
gün gelecek ''DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK BİR İNSANI SEVMEKLE BAŞLAYACAK HERŞEY''
cümlesi düşümde değil hayatı gerçek kılacak...
dedim ya bunların olmasını, hemen olmasını isteriz, aydınlık her an parlasın ışıl ışıl, yüreklerde, beyinlerde, bilinçlerde...
umudum her gün yanan mum gibi, o söndükçe ben onu tekrar yakıyorum.her sabah uyandığımda baktığım güncel haberlere rağmen, yaşadığım ülke koşullarına rağmen, kör, sağır, dilsiz gibi yaşayan baştakilere rağmen, herşey kötüye gitsede yinede bir yerde varolan güzel şeylere iyi şeylere onların devamının geleceğine inanmama rağmen,zor ama bu ülkeye adaletin, özgürlüğün eşitliğin geleceğine rağmen yakıyorum hergün soğuk bir rüzgarın söndürdüğü mumumu, aydınlığımı.
yarın bende orda olacağım, yine umudum için,içimdeki mumun ışığında düşüncelerini kimsenin yok edemeyecek olan hrant dink için bende orada olacağım.gün gelicek benim çocuklarımda orda olacak..onların çocukları.onlara kimlerin dost kimlerin düşman olduğunu bu yolda yürürken anlatacağım...
sen gittin belki ama sözlerin kaldı, düşüncelerin kaldı,hala sıcak beyaz kağıtların kaldı öyle bir hrant kaldı ki yüreklerde, kendi memleketini senden çok sevdiğini zanneden insanlara bir ders niteliğinde bir yaşam tecrübesi bırakan hayatın kaldı...
öyle kaldın ki hem aydınlatıp hemde yokluğunla yürekleri acıtan...
öyle kaldın...
seni anıyoruz...sevgiyle, kardeşlikle.
gün gelir yine kardeş türküleri söyler ışığında aydınlanmış doğmamış çocuklarımız...
|
| Esra Su ( İstanbul/Türkiye ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
camlar kırılıyor çığlık atıyorsunuz,insanlar ölüyor susuyorsunuz!susan tarafda değiliz...katilleri istiyoruz, kuklalarla işimiz yok. |
| yaşar özcan ( istanbul ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
hepimiz hırant,ız deyip sahte yürüyüşler düzenleyen,ve nehikmetse kendilerine,sosyal demokrat sıfatını hiç utanmadan yakıştıran,chp,li faşistlerin ağzını bıçak açmıyor,onlar şimdi ergenekon terör örgütü sanıklarını savunuyor aman allahım,neler gördük bu ülkede neler yaşadık ve yaşıyoruz,yani birdaha düşünün;hırant,katledilecek sen parti olarak hepimiz hırant,ız yürüyüşleri yapacaksın ve ve hırant,ın katili olan zihniyetin avukatlığını yapacaksın.ben daha birşey demiyorum çünkü mantığım durdu,ben sadece merhum hırant,ı sevgiyle anıyor yakınlarına sabır diliyorum. |
| mehmet ( istanbul ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
HİRANT IN katili tek bir kişi değil diye düşünüyorum hala böyle aptal insanların olması beni üzüyor ama elden bişeyde gelmiyor katiller davul zurnayla karşılanıyor o zavallılarda kendini bişey sanıyorlar ama biz Hirant ın arkadaşları olduğu sürece siz rahat uyuyun UĞUR MUMCU ABDİ İPEKÇİ VE HİRANT DİNG SİZİ HEP SAYGIYLA HATIRLAYACAĞIZ ve şu anda aklıma gelmeyen saygı değer bütün aydınlarımızıda öyle bizi susturamayacaklar. |
| aslı ( istanbul ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
YAŞADIM DİYEBİLMEM İÇİN…
HASAN KORKMAZ
Bundan tam üç yıl önce, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, gazetesinin çalışma ofisinin önünde katledilmişti. Sorular ve sorunlar bugün hala daha ortadan kalkmadı. Katillerin yargılanmasına halen daha devam ediliyor. Yine bundan 31 yıl önce Milliyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Abdi İpekçi’yi katleden Mehmet Ali Ağca serbest kaldı. Aslında değişen pek bir şey olmadı. 31 yıl önce de
gazeteci katlediyorlardı şimdi de. Peki, öldürülen gazetecilerin düşüncelerini de öldürebildiler mi? Hrant Dİnk olsun, Uğur Mumcu olsun, Abdi İpekçi olsun adeta bir ölüp bin doğmuş gibi oldular. Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in de dediği gibi “Yaptıklarını konuştuklarını kim unutabilir? Hangi karanlık unutturabilir? Yaşam mı? Zulüm mü? Ölüm mü? Hayır hiçbir karanlık unutturmayacak…” Aslında Hrant Dink’in de ölmeden önce söylemek istediği buydu…
***
Hrant Dink 2002 yılında Trabzon’daki bir konuşmasında “Defineyi hep toprak altında ararlar oysa unutulmuş bir şey var asıl define toprağın üstündekiydi.”
Hrant Dink gibi düşünce yapsına sahip olanlar tabii ki unutulmaz. Toplumda hiçbir ayrım gözetmeksin birbirimizi seversek ve barış içinde yaşarsak bundan kim zararlı çıkar?
***
Bugün katilleri adeta kahraman ve sosyo-politik bir rol model gibi gösteriliyor. Mehmet Ali Ağca’nın kaldığı lüks oteller, lüks otomobiller ve medyanın her saniyesini kaydettiği davranışları onu bir idol haline getirmiş durumda. Ya Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink? Onlar bir İdol değiller miydi? Neden onlar idol olarak gösterilmiyor? Neden sapan tutanlar kahraman oluyor da kalem tutanlar hain gibi gösteriliyor? Hani bilgi sahibi olunamadan fikir sahibi olunamazdı! Birilerinin menfaatine mi aykırı? Topluma empoze edilen yanlış fikirlerden doğan sonuçlar daha yaşarken bile gazetecileri, yazarları, aydınları ve daha çok güvercinleri öldürür. Sorunun kaynağının aslında medyadan değil de eğitimden geldiğini de unutmamalıyız. Evet, burada bir karanlıktan bahsediyoruz, şikâyet ediyoruz, eğer karanlıktan şikâyet ediyorsak neden barış ve kardeşliğe bir mum da biz yakmıyoruz?
***
Hrant Dink’i ölümünün üçüncü yılında saygıyla anıyorum… Umarım artık sapan değil de kalemin daha kutsal olduğuna inanan bir nesil görürüz.
“Yaşadım diyebilmem için…
|
| Hasan Korkmaz ( Trabzon / Türkiye ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
Nasil bir ülkede yasiyoruz?
Abdi Ipekci, Metin Göktepe, Ugur Mumcu, Cetin Emec, Muammer Aksoy ve nice aydinlarimiz devletin,tsk ve emniyetin himayesi altinda isleyen, korunan JITEM-Kontradevleti ülkenin medyasini arkasina alarak "Türkiye Türklerindir" Logosuyla cikan Holding Medyasini tetikci olarak kullanarak aydinlarimizi, devrimcileri ve gercek anlamda halkin cikarlarini gözeten namuslu, dürüst ve cesaretli gazetecileri kamuoyunda kiskirtarak lümpen, cahil ve magandaci irkci ve ortacag düsünceli kesimlerden tetikciyle insanlarimizi öldürüyor ve kahraman ilan ediyor! |
| Murat Kaya ( Mannheim ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
Yasama ve yarina güzel bakabilmek icin Isik istiyoruz!
|
| Yasemin Kabak ( Viyana ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
Katledilişinin 3. yılında herşeye inat, benim de kardeşimsin Hrant...
|
| ercan ( istanbul ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
sırf ağlıyorum çünkü yapacak başka hiçbir şey yok g. orwell haklı çıktı galiba........... |
| yılmaz ( istanbul ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
Sevgili Hrant abi,
Katledilişinin 3. yıldönümünde seni unutmadık... Katillerinin hesap verecekleri günleri ümitle beklerken sana Allah'tan rahmet diliyorum... |
| Erol Arslan ( Kilis ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
hepimiz hrant'ız hepimiz ermeni.
siz isterseniz ali,ahmet, orhan, mustafa olun ama insanların canına kıyacak kadar OGÜN olmayınnn..
|
| özcan hazar ( istanbul ) |
| 18 Ocak 2010 |
|
Ne tür kelimelerle başlasam içimdeki alevi söndüreceğimi bilmiyorum, bu autanç alevlerini ancak akan gözyaşlarım söndürebilir, biliyorum. Ermeni olmanın öcü gösterildiği bir ülkede-hem de muhafazakar bir tıp öğrencisi olarak- senin firakın sebep oldu Ermenileri sevmeme, ve utanmadan-sıkılmadan ocak 19 saat 15 ten (1915 e benzer gibi) sonra bağıra bağıra ben Ermeniyim demeye başladım. Kürd'üm demek bile ne denli zorken Kürd'lüğümün yanına Ermeni'liğimi de koyuyorum artık. zaten hep mazlumlardan yana olmayı emretmişti Efendim Muhammed, ama görüyorsun ya Hrant nasıl da kapatmışlar gözümüzü de kapatmışlar. Ama kalkıyor artık gözümüze indirdikleri perdeler birçok vesile ile. Ve saygıyla andığım sevgili hrant bu perdelerin kalkmasında senin çoook payın oldu. Müteşekkirim sana |
| Nurullah arıkan ( ANKARA ) |
| 18 Ocak 2010 |
|
Yarın anacaz seni 2 yıldır hergün faşistlerden daha çok nfret ediyorum. Kardeşimizsin Hrant. |
| Murat Can ( ANKARA ) |
| 18 Ocak 2010 |
|
Sosyal Demokrat bir vatandaş olarak, Hrant Dink'in cenazesine katıldım. Dersimi astım, ve Yenikapı'da yerimi aldım. Demokrasi yanlısı her vatandaş gibi, katillerin bulunması ve adaletin tecelli etmesini istiyorum. Her katil, cezasını çekmelidir. Bu 1 canın vebalini taşıyan için de aynıdır, 35.000 canın vebalini taşıyan için de. Hrant Dink için harcanan çabanın, hedefinden saptırılmasından endişeliyim. |
| Kamil Bulut ( İstanbul / Türkiye ) |
| 18 Ocak 2010 |
|
Yaşasın halkların kardeşliği... |
| Caner Karaca ( Kocaeli ) |
|
|